Bir Kasım Hatırası

, Yazan Gökçen Öz

Bazen hevesle yazılan blogların sesi kesilir. Bizde de öyle oldu. Gezdik tozduk okuduk ama paylaşmaya pek mecalimiz olmadı. İş güç yoğunluğu arttı, ortalığın hali malum, ailemize katılacak küçük kızın heyecanı ve az da olsa yorgunluğu sardı...Yakında umarım tekrar güç kuvvet toplar, klavyenin başına daha sık geçeriz.

Son zamanlarda birşeyler biriktirdim kafamda, iş de erken bitti. Yalnızlık da ayrı dava, ver elini tuzumuzbulunsun...

Aslında çok da yalnız sayılmam, şu anda 31 hflık minik kızımla beraber bir cesaret, abi ve babayı Ankara 'da bırakıp 1 ay önce "napacaksın bi başına taa oralarda" kavlinden laflara rağmen yola düştük. Olmaz olmaz doğurur muyum bir başıma buralarda bilmiyorum, ama böyle iç karartıcı senaryolar kafamdan her geçtiğinde rahmetli annemin  "ohoooo bu korkaklıkla bir halt sahibi olamazsın" uyarısı geliyor. 

Hasılıkelam aylardır başvuru için ter döktüğümden "Afrika'ya gitmiyorum ya" diyerek Essen Üniversite'ne geldim. Evvelden bir süre Almanya'da yaşamıştım, kolay olur diye düşündüm. İyi bir tercih olmuş, saçma bürokratik işleri çözmem, sigorta/kadın doğum kontrolünü vs halletmem tanışıklığımıza rağmen biraz yorucu oldu. 

Aslında tamamen sürecin kendi seyrinden başlamam Kasımı buldu, malum yaz- çiz, sonuç ayları buluyor. Aralık ortası da geri döneceğim. İyi ki de öyle olmuş. Almanya'nın en güzel zamanına denk geldim, bir de ilkbahar var tabii. Tamamen tesadüfen de daha önce beraber asistanlık yaptığım Elif de Essen Üniversitesi'nde idi şu aralar, arkadaşı Burcu ile de tanıştım. İlk günden sosyal bir çevrem oldu. Beraber çalıştığımız Bayan Geissler ise tam bir Alman teyze. Hergün bana bugün şu, bugün bu, şurada şu var, burada bu var diye bilgi veriyor. Hakikaten Kasım - Aralık aylarında takvimde sürekli bir kutsal gün var...

Geçen haftalarda Cadılar Bayramı ile başladık, sonra Aziz Martin günü geldi ki o gece çok şenlikliydi bizim sokakta. Çorçocuk ellerinde kendi yaptıkları fenerlere gece şarkılar eşliğinde yürüdüler. Sadece Alman değildi kalabalık, zira Ruhr bölgesi sanayiden ötürü çok göçmen almış. Her milletten adam var desem çok da yalan olmaz. 

11.11 aynı zamanda Almanya'da festival başlangıcı. Her kulübün vs üyesi kendi kıyafetleri ile o akşam boy gösterdi. Ben şapkalarına bayılıyorum :)





Geçen  pazar ise 1. Advent idi... (adventus=varış). Noel'den önceki 4 haftalık bir geri sayım. 4 mumluk bir çelenk hazırlanıp her pazar tek tek yakılıp Noel'e erişiliyor. Süs püs işleri adventten önce tamamlanıyor, ağaçlar ise noelden bir iki hafta evlere alınıp 6 Ocağa kadar kalıyor, 6 Ocak da 3 Kutsal Kral günü. Yine bir dini temeli var ama ne yalan söyleyeyim zerre kadar fikrim yok. Gerçi ağaçların evlerden toplanması ocak sonunu bulabiliyormuş.

Advent için hazırlanan bir de Advent Takvimi var, 1-24. Aralık arası hergün için ufak paketler, genelde içlerinde çikolata vs mevcut. Birkaç metre olup duvara asılan, üzerlerinde ufak kapıcıklar olanından yandaki EEG laboratuvarındaki koca kaseye kadar nasıl olacağı keyfe- hayal gücüne kalmış.





Şu aralar artık Noel pazarları her yanda açıldı. Her yer özellikle geceleri ışıl ışıl.






Doğrusu bu ışıltılı zamanları seviyorum. Maalesef çok gezip tozacak halim yok, hastane ev arası gidip geliyorum. Gerçi gebe olmasam hiç affetmez her haftasonu Hollanda senin Belçika benim sınırı zikzaklardım ama şimdi ancak ufak gezintilerim oluyor. Çılgınca bir alışveriş hali başladı şimdiden; hediye, dekor, yemek vs vs. Zira bizim laboratuarın bile dekoru sonbahar temasından Noel'e kaydı. Her kliniğin önünde süslü bir çam mevcut, Advent ertesi her pazartesi sabahı da 7.45-8.00 arası klinikte toplaşıp ilahi söylüyorlar...



Bayan Geissler yine ufak bir gelenekten bahsetti ki ben hakikaten bilmiyordum. Bir anlattı övdü ki anlattığı şey arşı gördü; Stollen...
Markette, pastanede görüyordum ama hiç de yememiştim. Bana göre öyle bir kek... Yılın bu zamanı dışında pek bulmak mümkün olmuyormuş. Bizim güllaç hesabı. Üniversitenin yemekhanesinde satılan stollen geçen sene ödül almış. Derdine düştük, hergün aradık sorduk; Stollen geldi mi diye... Normalde öğle arası yapmayıp boyna çalışan arkadaşım geldiğimden beri ilk defa labdan çıktı, dün beraber gidip koştur koştur Stollen aldık...
14. yüzyıla dayanan bir Alman adeti. Badem, üzüm, limon/portakal kabuğu, badem ezmesi ... içeren tatlı mayalı bir hamur. Üstü pudra şekerli. Tariflerden anladığım hazırlık aşaması zahmetli, bir de uzuuuun bekleme işi var. Birkaç hafta bekleyince daha iyi oluyor bayatlamıyormuş. Ufak olan 5,5, büyük olan 10 euro kadardı. Marketlerde satılanlar daha ucuz olup pek de bişeye benzemiyormuş. Büyük olan 1,1 kg kadar, ağır bir hamur. 
Bayan Geissler 2 büyük, ben bir küçük alıp eve yollandım. Kafensiz bir kahve yaptım, o kadar övdü madem deyip merakla bir dilim kestim. Ama yok, sevmedim:) Hafif tuzlu-hafif tatlı. Yok arkadaş onca üzüm badem hiç olmuş, ahh olsa bir aşure de yesek. Kaç yüzyıllık olursa olsun benim testimden geçemedi :) Ama seveni de bir o kadar çok, ben önyargı oluşturmayayım denk gelirse deneyin. Fakat alkol ile ilgili hassasiyetiniz varsa içine konan ıvır zıvır romda mı yoksa portakal suyunda mı bekletilmiş sormanız gerekir.




Öyle böyle gelenekler önemli, Almanlar bu hususta takdire şayan. Noel, sonra yılbaşı, sonra karnaval, sonra paskalya... Hepsini güzel güzel yaşatıyorlar. En hoş tarafı da çocuklar bu zamanlar için çıldırıyor... 
Bugünkü yazı da böyle, günlük kıvamında. Bana bir hasretlik çöktü naparsın...


0 yorum:

Yorum Gönder